Heralde 1 yıldır, farklı farklı ortamlarda söylediğim bir şey bu… Oyun pazarı gittikçe artan prodüksiyon bedelleriyle, 3-4 milyona mal edilen, 1-2 yıldan daha kısa sürmeyen projelerin hele bir de patlama ve hiç satılamama ihtimaliyle uğraşmaktansa, casual game dediğimiz flash olsun, ya da diğer platformlarda geliştirilmiş olsun, basit, oynaması, anlaması kolay, grafikleri gelişmiş oyunlar ortaya çıkıyor.
Maksimumunda 1-2 ay’da üretilen, 100 -200 bin USD’yi geçmeyen bütçeleriyle bu projeler önce internet’te, sonra Playstation Network ve Xbox Live Arcade’de kendilerini gösterdiler. Ondan öncede, hatırlayanlar bilirler, Real Arcade vardı (ki hala var…)
Örnekler arttırılabilir, ama gerçek değişmiyor. Casual Gaming, oyun sektörünün geleceği. Advergame’lerin de geleceği olduğunu düşünmüyor değilim. Bu konudaki son nokta, Casual Gaming platformu olan Kongregate’in 3 Milyon dolar fund edilmesi.
GREY Istanbul, son 2 yıldır kalitesindeki artışı sürdürüyor, tasarım anlamında onları sürekli gelişirken görüyorum ve başarılı işlere imza atmaları bunun göstergesi…
Advantage için yapılan film ve proje oldukça fark yaratıcı. Kadın ve Erkek’ler için yarattıkları kokulu kartlardan ve onun tanıtım filminden bahsediyorum! Kartlar sadece kokulu olmakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcılarına ekstra avantajlar sağlıyorlar.
Bence tek eksik, bir online marketing çalışması… Bu kadar güzel bir reklam, bu kadar güzel bir ürün ama hedef kitlenin en çok kullandığı mecrada hiç iş yok… Bu üzücü…
Bu hafta 2 büyük proje açacağız, ikisi de nispeten Türkiye için yeni projeler. Birinin görünür tarafı ve operasyonu yeni, diğerinin operasyonu… Başlamak kadar, sonunda nasıl olacağı da beni heyecanlandırıyor, umarım istediğim gibi olurlar, umarım beğenirsiniz.
Her pazar akşamı yaptığım gibi yine haftaya bakış todolistimi hazırlıyordum ki, bir şeyi farkettim. Senelerdir bu todo listelerini yapıyorum ve hiç boş olmadılar! Demekki kendim kaşınıyorum biraz da… Bu durumda dünyanın her tarafında işini benim kadar seven, yaratıcılığa inanan, fark yaratmak peşinde olan, kısaca ne yapıyorlarsa onu tutkuyla yapan adamların todo listeleri hiç boş olmuyor! Ve sanırım bu yüzden, bu cüretkar kısırdöngüyü yaşamayı seviyorum…
Olsun bitmesin, yenileri eklensin, yaptıkça mutlu oluyorum!
Geçen aylar içerisinde neler yaptım, neler öğrendim ama yazmaya fırsatım olmadı ?
- Eskişehir’de kampüste reklam var programı dahilinde Kişisel Tanıtım ve networking üzerine sunum yaptım.
- Hacettepe üniversitesinde Online marketing üzerine sunum yaptım.
- Üzerimde beyaz bir yeti kostümüyle (bkz. blog.41-29.com) 12 saat durabildiğimi farkettim, tüyleri farketmem bir 6 saat daha aldı.
- Viral video yapmanın, konuşması kadar kolay olmadığını farkettim.
- Bir daha ARG yapacak olursam, müşteriden daha çok bütçe istemem gerektiğini farkettim.
- Günde 16 saat çalışmanın pekte faideli olmadığını keşfettim.
- 20. Kristal Elma Internet jürisine seçildim.
- Twitter’ı nedense daha bir çok kullanmaya başladım.
- Coca cola ve benzerlerindeki soğuk karbondioksitin dili hissizleştirdiğini ve bu yüzden Cola’nın aslında kötü tadını almadığımızı öğrendim. (Diyetisyenimin yalancısıyım)
- 3d modeller’a animasyonlarda örnek olsun diye penguen dansı ve hareketleri yapmanın faydalı, bu videoların ofis içinde dolaşmasının eğlenceli, müşteriye gitmesinin (şükür ki gitmedi, henüz…) ilginç olduğunu öğrendim.
- Twitter’ın bu hızlı yükselişi arkasında, hepimizin her an diğerlerinin ne yaptığını öğrenmek hissi mi yatıyor? Ve tabii ki her yaptığımızı da anlatmak arzusu mu ?
- Viral marketing, özellikle viral videolar, Türkiye’de başarılı olabilecek mi? Müşteriler bu kadar herşeye karışıyorken, nasıl amatör gözükecek ve serbestçe yaklaşılmış işler çıkacak (Kendime not: en güzeli kendi videonu yapmak)
- Casual gaming gittikçe büyüyor, fakat ne PS3 ne de XBOX 360 Türkiye pazarına resmi olarak girmediler. Girdikleri zamanda korsanda dünya 3.sü olan ülkemizde acaba kaç kişi gerçekten online oyun oynayacak, kaç kişi satın alacak ? Bu durumda hedef tabii ki dünya çapında casual game’ler yapmak mıdır ?
- Friendfeed, Twitter, Facebook, Facebook chat derken blog frekansları Bloggerlarda azalıyor mu ? Bir başka deyişle, zaten yüzlerce micro broadcasting aracı varken, neden bir de blog’uma yazayım diye soruyor mu insanlar kendilerine?
Son Yorumlar
Gokhan Demirtas
Madelena, Faro, fisun, Mustafa Ömer Öznülüer, Sennur, cemal, hulya, oyku, Hakan, Murat Canbaz
plastik cerrah, Aslıhan Aydın, Eylem, Alemsah, Selim Yörük, ReF, volkan vardAreli, Onur Yüksel, Alper Akcan, Çağlar Erol [...]
plastik cerrah
Down Hack Program
mabel, Deniz, riffraff, feyza
Lütfi Demirci
arzu pinar, Özgür KORKMAZ
kurye
bilog
Özgür KORKMAZ, Tolga Bilgiç, Besim Dönmez, aykut karaalioglu