Kriz, sen dur! Ben geliyorum!

Bu ayki digitalage yazım;

Bu ay ne yazayım diye düşünürken, son günlerde tek düşündüğümüz, konuştuğumuz, tartıştığımız şeyin kriz olduğunu farkettim ve bu konu üzerine farklı bir bakış açısından birşeyler yazma gereğini duydum. Birazdan okuyacağınız yazı size gerçekçi gelmeyebilir, ama zaman beni haklı gösterecektir ;)

Girişimcilik ve Kriz
Son iki sayıdaki yazılarımı okuduysanız, detaylı bir şekilde girişimciyi bekleyen tehlikeleri,  girişimcilikte yatan fırsatları ve nelere daha çok odaklanmamız gerektiğini anlatmıştım.

Şimdi diyorum ki; gün bugündür arkadaşlar! Kriz, girişimcilik için en doğru zaman!

Nedenleriyle açıklayacağım;

(Bu açıklamaların kafamda oturmasını sağlayan yakın arkadaşım Cem Sertoğlu’na da satır arasında teşekkür etmeyi unutmayayım)
-    Krizde yeni girişimlere yatırımlar durur ya da azalır : … derler. Aslında bunun bile doğruluğunu uzun uzun tartışırım ama, konudan uzaklaşmayalım. Bu bir girişimci için dezavantaj değil, tam tersine bir avantaj. Zira size yatırım yapmayanlar, başkalarına da yapmayacaklar, bu durumda gizli projenizi küçük odanızda , kendi ortamınızda geliştirebilir, uzun uzun test edebilir, bu süreçte de, ya benim olası rakiplerim yatırım alır da, beni geçerlerse diye düşünmeyebilirsiniz!  Tamam, belki de size de yatırım yapılmayacak ama, bu süreci ürününüzü geliştirerek geçirirseniz, sonrasında galip siz olacaksınız.

-    Bekleyiş ve durgunluk ortalığı saracak: Herkes, kriz geçene kadarki süreci, en az zararla atlatmaya çalışacak, bunun için de sessizlik ve bekleyiş ortalığı saracak. Bu süreci en iyi kullanarak, öne çıkmak mümkün. Kriz’de reklam yapmak bir nevi yani… Ürününü geliştir, duyur, testlerini bitir, belki de bir sonraki faza geç, işte tam o sıralarda kriz bitince, sen elinde gelişmiş, testleri yapılmış ve çalışan bir ürünle hazır bekliyor olacaksın
-    Kriz, yaratıcılığı tetikler:  Piyasanın normal zamanlarında, yatırımcılar ellerinde deste deste banknotlar, yatırım yapacak proje ararlar, üstüne bir de gelen projeleri çok detaylı incelemezler (en azından bir kısmı böyle) Google’cıların sözlerini hatırlayalım; eğer bir projeden 10 milyar dolar kazanacaksam, birden fazla projeye 10 milyon dolar yatırmakta bir problem görmüyoruz. İşte kriz sürecinde bu yaklaşımda değişiyor, çok zor da olacaksa bir yatırım çıkacaksa, herşey didik didik inceleniyor, iş planları adım adım takip ediliyor, karar verme sürecleri uzuyor. Böyle herşeyin zor olduğu bir durumda, fark yaratabilmek, kendinize yatırımcı bulmak ya da herşeyden önce projenizle ayakta kalabilmek için yaratıcı olmak zorundasınız, fark yaratmayana gerçekten ekmek yok önümüzdeki 2 yıl için!  O yüzden, elinizdeki konsepti projeye dönüştürmeden önce iyice bir düşünün, küçük bir öğüt ; gerçekten başarılı tüm projeler temel insan ihtiyaçlarına hitap ediyorlar (yemek, merak, dinleme, izleme, öğrenme, karşılaştırma, rekabet, flört vb.) Bunlardan birini başlamak için seçmek çok doğru bir hareket.
-    Ummadık taş olma şansı:  Aslında ilk madde de anlattığımdan farklı değil ama tekrar tekrar vurgulamakta fayda görüyorum. Herkes kriz zamanı kendi derdine düşmüşken, doğru analiz ve iş planıyla projenizi hayata geçirmek ve odaklanıp onu geliştirmek, marka ve yatırımcıların gözleri açıldığında size onları ilk anlarda avlama şansını verecek. (Gözümü açtım seni gördüm ey girişimci!) Tabii ki, bu projelerde ne kadar az bütçe ile o kadar çarpıcı bir fikir yaratırsanız, ve beklentiniz de o ölçüde akıllıca olursa, şansınız daha da artacak.
Bunlar sadece ana noktalar, yazının devamını da okursanız, göreceksiniz ki, kriz yüzünden yatırımlar ve bütçeler performansın ölçülebildiği mecralara (internet tabii ki!) ve hatta daha da iyisi, performans bazlı online reklamcılığa, online pazarlamayaya kayıyor.

Neden digital medya Kriz’den o kadar da etkilenmeyecek?

Peki, neden kriz’den digital medya etkilemeyecek diyebilecek kadar ileriye gidiyorum ? Dediğim şeyi dikkatli okumak lazım, hemen Amerika’daki son yıllardaki online harcamaya bakalım;

Kriz dönemlerinde reklam harcamalarının azalması çok normal, ama yine de reklam ve pazarlama neden yapılıyor ? Ürünlerin satışı ve ayakta kalabilmek için… Bu gerçek kriz sürecinde de değişmeyeceği için azalma olsa bile bu bütçeler belirli boyutlarda yine harcanacak.

Gördüğünüz gibi, yıllık artış %25-30 civarında son 6 yıl içerisinde.  2002, Amerika’da dot com balonunun patladığı zaman, o yıldan bu yana düzenli bir artış sözkonusu.  2002 yılında Amerikan pazarında 5 trilyon dolar buhar olup uçtuğunda online Pazar %25 değer kaybetmişti. Bugün Pazar %25 değer kaybetse, 2007 yılındaki noktasına gelecektir, 2002 yılındaki noktasına değil.

Zenith, 2008 için pazarın büyümesini %26.7 olarak tahmin etmişlerdi, şimdi bunu %23’e düşürdüler.

Imran Khan (JP Morgan Internet Analisti) 2009’daki büyümeyi %25 yerine %16 olarak öngördüğünü açıkladı. Imran, buna rağmen arama motoru pazarının 2008 için %27, 2009 için %26 büyüyeceğini düşünüyor. Bunu çok normal buluyorum yukarıda yazdığım gibi, performansa bağlı olarak bütçe harcamanıza izin veren tüm mecraların büyümesi normalin çok üzerinde olacak önümüzdeki yıllar içinde.

Emarketer, 2008 içi büyümeyi %17 olarak öngörmüş, Yatırım bankası Cowen ise bu rakamı %16 olarak açıklıyor. Ama buna rağmen Cowen de arama motoru pazarının büyüyeceği yönünde öngörülerde bulunuyor.

Şimdi, Amerika pazarı böyle gelişiyorken, ve o pazarın bize göre çok daha olgun bir seviyede olduğunu düşünürsek, hala Türkiye’de %5’i aşmamış olan bütçelerin, artışını durduracağına çok inanmıyorum. Evet, performans bazlı olmayan display advertising (banner dünyası) pazarında bir küçülme ya da büyüme oranında küçülme olacağı kesin, ama projeler için harcanan bütçelerin azalacağını düşünmüyorum.

Hele performans bazlı reklamcılık konusunda türkiye’de sadece 2 şirket olduğunu düşünürsek (google adwords işinden bahsetmiyorum) pazarın o tarafa doğru hızla ivmeleneceğini ve bütçelerin ciddi kısımlarının buralara kayacağını söylemek yanlış olmaz.

Proje üreten interaktif ajanslar ve pazarlama ajansları içinse, durum çok ta farklı değil. Sektördeki ajanslarla yaptığım konuşmalarda, genelde krizin henüz onları vurmadığını görüyorum. Evet, bir tedirginlik herkeste var, ama henüz izler çok belli olmadı. Hoş, konuştuğum yatırımcılar asıl dalgayı mart gibi yiyeceğimizi söylüyor, bunu da gözönüne almak lazım. Ama bu ajanslar içinde şöyle bir fırsat var, sonuçlarını müşteriye net anlatabildikleri, ölçümleyebildikleri ve direkt satışa etki eden fikirler konusunda kendilerini geliştirirlerse, müşteri kaybetmek yerine kazanacaklarına inanıyorum.
Internet, yatırımın daha düşük olduğu, geri dönüşün ölçülebildiği bir mecra. Türkiye pazarı daha derinleşmemiş bir pazar, birçok marka interneti kullanmayı daha keşfetmedi ya da son bir yıl içinde farketti. İşte bu markalar, 2009 yılında yatırım yapacaklar internete … Bu yıl yoğun kullanıp faydasını görmüş olanlar da en azından bu yılki bütçeyi ayıracaklar. Türkiye pazarı doygunluğa ulaşmadığı için, Amerika pazarından farklı olarak denemelerin sayısı azalmayacaktır, ama büyük harcayanların bütçelerinde azalma olabilir, işte böyle bir durumda long tail önem kazanıyor. Beklemediğimiz orta seviye müşterilerden nisbeten tatmin edici bütçeler gelebilir.

Bu sebeple, reklam ajansları, interaktif ajanslar ve bireysel girişimciler, gerçek birer girişimci gibi davranması gerekiyor ; sektörü, müşterileri ve kriz ortamını iyi analiz edip, sonuca odaklı çözümler geliştirmek, şu an sizi başarıya ya da stabilite’ye götürecek şey.
İyimserim çünkü…

Amerika’da kriz haberleri çıktığında başta Friendfeed olmak üzere birçok ortamda, bloggerlar – başta Scoble olmak üzere – kriz konusunda çok karamsar yazılar yazdılar. Bu yazıları daha sonra yatırımcıların yazıları izledi. Resim gerçekten kötüydü ; global bir krizle karşı karşıyaydık ve önümüzdeki yıl kesinlikle hiç parlak gözükmüyordu. Hemen arkasından ne kadar kötü tartışmaları başladı.

Bir hafta sonra bu tartışmalar buraya da yansıdı, sırayla ajans sahibi arkadaşlarımdan telefonlar alıyordum; kriz sizi de vurdu mu ya da ne yapmayı düşünüyorsun sorularıyla … Bir kısım arkadaşım eleman çıkartmaya başlamışlardı bile. Ben de aynı karamsarlığa kapıldım açıkcası ilk anlarda, hemen ajans sahibi arkadaşlarımı aradım, siz de neler oluyor diye …

İşte tam bu noktada umut verici şeyler olmaya başladı; en büyük müşterilerimizin yeni yılın konuşulduğu strateji toplantılarında, önümüzdeki yıllar için ana mecra olarak interneti seçtiklerini anlattılar. Yine paralel de başka büyük markalar, Türkiye’deki tüm dijital ajansları çağırdıkları konkurlar açıyorlardı.

Ben tabii bunlarla mutlu olmadım yeterince, müşterilerimizin ya da civardaki başka markaların ağızlarını aradım, display bütçelerinde kısıntılara gitseler de, proje geliştirme ve performans bazlı yeni fikirlere çok açıktılar, çünkü biraz önce de yazdığım gibi, kriz olsa da olmasa da satılması gereken ürünler vardı ,hele kriz olduğu için daha da çabuk satılması gerekiyordu, o yüzden her türlü düşük maliyetli projeye, fikre açıktılar ve tabii bu düşük bütçeler için internet’ten iyi bir mecra olamazdı… (gizlilik konularından dolayı marka isimlerini veremedim, kusuruma bakmayınız)

Sonuçta, şu an karışık duygular içerisindeyim, eğer konuştuğum markalara ve gözüken sinyallere bakarsam, 2009 da büyüme olacak, belki beklediğimiz kadar değil, ama büyüme kesinlikle olacak, hatta beklemediğimiz markaların büyük internet harcamaları olacak.

Siz yine de…

Her ne kadar optimistik bir resim çizmeye çalışsakta, gerçekleri de gözardı etmiyoruz, hazırlıklı olmakta büyük fayda var.
Daha iyi bir kriz yönetimi için neler yapabilirsiniz?
-    Ekiple performans konuşması yapmak ve bu konuşmak doğrultusunda işgücü optimiasyonu yapmak
-    Eldeki müşterileri memnun etmek ve yenileri için çok çalışmak, ama özellikle bu süreçte, eldeki müşteriye odak olmak ve eldeki müşterinin fayda grafiğini geliştirmek
-    Girişimciler için, gündüz işinizi en az mart ayına kadar koruyun, ama projenize çok inanıyor ve bu bir yıllık süreç içerisinde ayakta kalabiceğinize inanıyorsanız, sizi kim tutabilir ki?
-    Ekipleri küçültmek ya da dönemlik iş gücüyle çalışmak
-    Fark yaratacak servisler ve ürünler geliştirmek, özellikle performans bazlı kurgulara yoğunlaşmak.
-    Morali bozmamak ve yanılgıya düşmemek. Bu konuda söyleyecek bir kaç şeyim var, daha krizin etkileri çok yoğun hissedilmese bile, herkes çoktan dağın arkasındaki krizin sesinden korkmuş durumda ve bunalım içinde… Bunlara izin vermemek ve azimle çalışmak gerekiyor.

Kısaca durumu özetlemeye çalıştım. Bence, önümüzdeki dönem o kadar da karanlık değil, en azından biz dijital mecra gençliği olarak kendi faydamıza kullanabileceğimiz bir noktadayız
Bu yüzden de, kriz senin gelmene gerek yok, ben sana geliyorum kafanı kopartmaya!!!

5 Responses to “Kriz, sen dur! Ben geliyorum!”


  1. 1 Muge Cerman Nov 1st, 2008 at 7:16 pm

    Üstad; emeğine, yüreğine sağlık, hepimize umut verecek, kötümserleri bir kez daha düşündürecek bir yazı yazmışsın. Her ay yaz dergiye, ama bloguna daha sık yaz :) Sevgi ile kal…

  2. 2 Murat Nov 3rd, 2008 at 1:37 am

    Maalesef Türkiye’de kriz sözcüğünün telafuz edilmesi bile taşları yerinden oynatmaya yetiyor. Hele ki kelimenin yanına Amerika diye de bir süsleme yapıldımı ülke olarak bir an önce taşı tarlayı elden çıkaralım moduna giriveriyoruz.Halbuki belirtmiş olduğun gibi kriz ortamı girişimciler için büyük bir fırsattır.Bu sadece hizmetine güvenmeyen ve çağın yeniliklerine ayak uydurmayı benimseyememiş işletmeler için tehlikeli olmakta. Diğerleri içinse merdivenleri tırmanma ya da yepyeni, sağlam bir merdiven inşa edebilme şansı. Her krizde tabii ki yok olmalar ve parçalanmalar olacaktır fakat bay bay diyen her şirketin yerini ışık hızıyla bir başkasının hatta daha iyisinin aldığını düşünecek olursak kaosun kendimizi ispatlayabilme açısından neden bu kadar önemli olduğunu çok daha iyi anlayabiliriz.
    Çok güzel bir yazı, tebrik ederim.

  3. 3 atalay Nov 5th, 2008 at 12:31 pm

    umut dolu sözler, dijitaller için.

  4. 4 Omer Ekinci Nov 9th, 2008 at 2:54 am

    Kriz patlak verince ve etkisi surdugu surece su gerçek degismiyor : “hayatta kalmaliyiz”. Bu nedenle stres ortaminin hiçkimseye faydasi yok. Üstelik rakiplerin de streste olmasini iyi kullanabilmek gerekiyor. “Kriz çincede iki heceden olusur biri firsat digeri bilmem nedir” kalibina tekrarlamak istemiyorum ama krizde buyuyen markalari ve hikayelerini hepimiz biliyoruz. Alemsah, eline saglik bu yureklendirici yazi için.

  5. 5 Ali Davut Nov 23rd, 2008 at 4:51 am

    guzel yazi olmus, tesekkurler

Leave a Reply




Flickr

www.flickr.com
This is a Flickr badge showing photos in a set called Wien-Prag-Budapest. Make your own badge here.